{{Ünlü|
adı=Mahsun Resim= |
Doğum tarihi=1969|
Ölüm tarihi=|
Doğduğu ülke=Türkiye / Diyarbakır / [[merkez|
Meslek=Müzisyen
}}
Mahsun Kırmızıgül (d. 26 Mart 1969, Diyarbakır) Türk halk müziği ve Arabesk-Pop Müzik şarkıcısı. Asıl adı Mahsun Bazencir’dir.
Mahsun Kırmızıgül 26 Mart 1969 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve Orta dereceli okulları bu şehirde tamamladı. 22 çocuklu bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda müzik öğrenimi gördü. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan sanatçı amatörce 8 albüm yaptı. Profesyonel anlamda ilk albümü “Alem Buysa Kral Sensin” le 1993′te müzik dünyasına bomba gibi düştü ve listelerin zirvesine oturdu. Daha sonraki “Bebeğim”, “İnsan Hakları” ve “Sevdalıyım Hemşerim” adlı çalışmalarında da aynı başarıyı tekrarladı. 1994′ün ikinci yarısında Prestij Müzik şirketine Hilmi Topaloğlu ve Burhan Aydemir’den sonra üçüncü ortak olarak giren Kırmızıgül, sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı olarak ta müzik sektörü içindeki yerini aldı. Prestij Müzik, Mahsun Kırmızıgül’le birlikte yüzde 600′lere varan büyük bir atılım göstererek 5 yıl içinde müzik sektöründe zirveye taşındı. Mahsun Kırmızıgül atılımcı, yenilikçi ve çağdaş bir anlayışla Prestij Müzik’i dünya normlarında ülkemiz adına iyi bir noktaya getirdi. Özcan Deniz “Yalan mı”, Seda Sayan “Ah Geceler”, Ceylan “Ben Anayım”, Alişan “Var ya”, Ayhan Aşan “Sende mi”, Ertuğrul Polat “Gittiğin O Gün”, Kibariye “Bir Duygudur Kibariye”, Onur “İlk Defa-Babam” gibi çalışmalarda gerek besteleri gerekse müzik yönetmenliği ile bu albümlere imzasını attı. Şirketin bir çok sanatçısına da müzikal anlamda bestelerini verdi. 1998 yılında çıkardığı “Yıkılmadım” adlı albümü ile o zamanlar müzikal anlamda imzasını atan Mahsun Kırmızıgül, bu albümü için şimdiye kadar üç klip (Belalım, Herşeyim Sensin , Yıkılmadım) çekti. Bu albüm şimdiye kadar 2.200.000 adet sattı. Bu rakam yasadışı yollardan yapılan korsan kasetlerle 6 milyonu aşıyor. Basit bir hesapla her albümün beş kişi tarafından dinlendiği gerçeğinden yola çıkılırsa Mahsun Kırmızıgül’ün 30 milyon gibi ciddi bir dinleyici kitlesine ulaştığını görürüz. Sanatçının çıktığı Anadolu turnesinde meydanlara topladığı yüz binler bunun somut bir göstergesidir. Gittiği bütün şehirlerde 7′den 70′e yaşlısı genci herkes onun şarkılarını ezbere biliyor.
1998 Kral TV Video Müzik Ödüllerinde halkýn verdiği oylarla üç ayrı dalda aldığı ödüllerle yıldız olduğunu kanıtladı. Fantezi Müzik dalında “Yılın Sanatçısı” seçilirken milyonlara mal olan “Yıkılmadım” adlı parçası da “Yılın Şarkısı” seçildi. 1998′in en çok satan albümü ise yine sanatçının 2 milyona varan “Yıkılmadım” adlı albümü idi. Mahsun Kırmızıgül üç ayrı dalda ödül alarak 1998-1999 yılına damgasını vurdu. Sanatçı ayrıca aynı yıl içinde Türk Halk Müziği dalında Altın Kelebek ödülünü alarak “Yılın Sanatçısı” seçildi. Magazin Gazeteciler Derneği’nin geleneksel ödülünde ise yine “Yılın Sanatçısı” seçilerek bir başka rekora daha imzasını attı. Mahsun Kırmızıgül’ün ortağı ve aynı zamanda sanatçısı olduğu Prestij Müzik etiketi ile çıkan albümleri için çekilip gösterime giren klipler ise, “Hemşerim”, “Ağlama Sen”, “Bebeğim”, “Mavi Göz”, “Bende Sizdenim”, “İnsan Hakları”, “Alem Buysa Kral Benim”, “Herşeyim Sensin”, “Belalım”, “Taşra delikanlısı”, “Bu Sevda Bitmez”, “Sevdalıyım”, “Kardeşlik Türküsü”, “Yıkılmadım”, “Daye”, “Sarı Sarı”, “Bizden Değildir”, “Dinle”, “Gül Senin”.
Ayrıca ünlü sanatçının acılar içinde, terkedildim, sarışınım, paylaşamam, buda yeter, Türkçe Kürtçe karışık, gibi amatör döneminde çıkarttığı albümlerden.
baba adam
Bu sayfa, pop müzik sanatçısı Tarkan’ın diskografisini içerir.
| Çıkış Yılı | Kapak Resmi | Adı | Ek Bilgi |
|---|---|---|---|
| 1992 | Yine Sensiz | Türkiye: 750.000 | |
| 1993 | Yine Sensiz (Extended Mix) | ‘Kıl Oldum’, ‘Kimdi’ ve ‘Çok Ararsın Beni’nin mixlerini içermektedir | |
| 1994 | Aacayipsin | Türkiye: 2 milyon
Avrupa: 750.000 |
|
| 1997 | Ölürüm Sana | Türkiye: 4.5 milyon
Türkiye’de şu ana kadar en çok satan 2. albüm |
|
| 2001 | Karma | Türkiye: 2 milyon
Türkiye’de şu ana kadar en çok satan 6. albüm |
|
| 2003 | Dudu | Türkiye: 2.5 milyon / Rusya: 1 milyon 2003′te Türkiye’de en çok satan, Rusya’da en çok satan yabancı albüm |
|
| 2006 | Come Closer | İlk İngilizce Albüm | |
| 2007 | Adı Açıklanmadı | Türkçe Pop Albüm |
| Çıkış Yılı | Kapak Resmi | Adı | Ek Bilgi |
|---|---|---|---|
| 2001 | Kuzu Kuzu | ||
| 2002 | Hüp | ||
| 2005 | Bounce | İlk İngilizce single | |
| 2006 | Start The Fire |
Tarkan’ın içinde bulunduğu reklam çalışmaları sonucu çıkarılan singlelar.
| Çıkış Yılı | Kapak Resmi | Adı | Bilgi | Satış Rakamı |
|---|---|---|---|---|
| 2001 | Hüp | İçindeki sesi dinle. Daha fazlasını iste!
Pepsi Kampanyası. Ayrı olarak satılmadı. Alabilmek için Pepsi etiketleri biriktirmek gerekiyordu. |
||
| 2002 | Özgürlük Içimizde | Özgürlük Yolcusu
Turkcell Kampanyası. Ayrı olarak satılmadı. Alabilmek için kontör veya hat satın almak gerekiyordu. |
||
| 2002 | Bir Oluruz Yolunda | İçindeki sesi dinle. Daha fazlasını iste!
Pepsi Kampanyası, 2002 Dünya Kupası’nda Türkiye’ye moral için yapıldı. Müzik marketlerden elde edebilirsiniz. |
||
| 2005 | Ayrılık Zor | Aşk sesini duyurmak ister.
Avea Kampanyası. Ayrı olarak satılmadı. Bu kampanya da, televizyon reklamları, takvim ve kontör kart koleksiyonlarından oluşuyordu. |
460.000
2005′te Türkiye’de en çok satanMichael Show. |
| Çıkış Yılı | Kapak Resmi | Adı |
|---|---|---|
| 1999 | Tarkan | |
| 2006 | Come Closer | |
| 2008 | Come Closer (ver. 2) |
| Çıkış Yılı | Kapak Resmi | Adı |
|---|---|---|
| 1999 | Şımarık | |
| 1999 | Şıkıdım | |
| 1999 | Bu Gece | |
| 2006 | Bounce | |
| 2006 | Start The Fire |
Çeşitli coğrafyalardaki dinle ilişkisi dışında mistik öğreti ve uygulamaların karşılaştırmalı analizi.
Karşılaştırmalı mistisizm çalışmaları karşılaştırmalı dinler çalışmalarıyla hemen hemen aynı dönemde ortaya çıkmıştır. William James, Eveliyn Underhill gibi araştırmacılar çeşitli mistisizm türleri arasındaki benzer noktalar bulunduğunu öne sürmüşlerdir. Mistik literatürlerin yabancı dillere çevirilmesi bu tip karşılaştırmalı çalışmaların da rahatlıkla yapılabilmesinin önünü açmıştır.
Bu sayfa yalın bir şekilde yaygın kullanılan veya zaman içinde önemli bir konuma getirilmiş Latince deyişlerin (”veni, vidi, vici“) listesidir. Bu deyişlerden bir kısmı Yunanca deyişlerin Latince çevirileridir, bunun en büyük nedeni Yunanca’nın Antik Roma’da retorik ve edebiyat gelişmeden çok önceleri retorik ve edebiyat açısından gelişmiş olmasıdır.
Bu listede A harfinden E harfine kadarki Latince deyişler vardır. Ana liste için Latince deyişler listesine bakınız. Ayrıca diğer harflerle başlayan deyişler için de Latince deyişler listesi (F-O) ve Latince deyişler listesi (P-Z)’ye bakabilirsiniz.
|
A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V Sayfanın üstü — Göz at — Dış bağlantılar |
A bene placito
Memnun edilmiş birinden
A bove ante, ab asino retro, a stulto undique caveto
Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın her tarafında hazırlıklı ol
Ab ovo usque ad mala
Yumurtadan elmalara (Baştan sona anlamında: Romalıların geleneksel yemek sırasından esinlenerek, Horatius,
Satir 1.3)
Absentem lædit, qui cum ebrio litigat
Sarhoşla kavga eden, yerinde olmayan birini döver (Publius Syrus, Sentences)
Ab uno disce omnes
Bir şeyden herşeyi öğren (Bir tek örnekle ya da gözlemle çıkarımlarda bulunulabileceği anlatılır, Virgilius,
Aeneid)
Abusus non tollit usum
Suistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez. (yani bir şey suistimal edilince onun düzgün kullanımını
etkilememelidir)
Ab imo pectore
Kalbin derinliklerinden (dürüstlükle)
Ab inconvenienti
Uygun olmayan bir şeyden
Ab initio
Başlangıçtan
Ab Jove principium
Jüpiter’le başlayalım
Abyssus abyssum invoc
Uçurum uçurumu çağırır. (Bir hata diğerlerinin doğmasına sebep olur)
A cane non magno saepe tenetur aper
Yabandomuzu hep kendinden küçük köpeklere yem olur
Accipe Hoc
Bunu al.
Acta est fabula
Oyun bitti (Caesar Divi Filius Augustus’un son sözleri)
Acta non verba
Hareket, söz değil. (ABD Ticari Deniz Akademisi mottosu)
Actibus immensis urbs fulget massiliensis
Marsilya şehri, müthiş eylemlerle ışıltı saçıyor.
Ad astra
Yılıdızlara doğru
a Deucalione
Dökalyon’dan beri (çok uzun zamandan beri anlamında)
A divinis
Kutsal şeylerin dışında
Ad augusta per angusta
Doruklara doğru dar yollardan (Başarı kolay kazanılmaz) (Hernani, Victor Hugo - sahne IV)
Adequatio intellectus et rei
Aklın ve gerçeğin uyumu (Gerçekin bir tanımı.)
Ad libitum
Kendi isteğine bağlı olarak (ad lib. olarak kısaltılır)
Ad gloriam
Zafer için
Ad hoc
Belli bir amaca yönelik
Ad hominem
Kişiye özel, öznel (tartışmalarda tez çürütme biçimi, bkz. Sofizm)
Ad impossibilia nemo tenetur
Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.
Ad majorem Dei gloriam
Tanrı’nın ihtişamlı görkemi için (Haçlıların, Cizvitlerin ve Şikago Üniversitesinin mottosu)
Ad kalendas graecas
Grek Kalendas’ta. (Kalendaslar Romalı’dır, bu yüzden bu deyim var olmayan bir tarihi belirtir: çıkmaz ayın son
çarşambası)
Ad litteram
Harfi harfine
Ad multos annos !
Nice yıllara!
Ad nauseam
Miğde bulandırana kadar (kabak tadı vermek)
Ad oculos
Kendi gözlerinle (Bariz, herkesin gözü önünde anlamında)
Ad patres
Eskilerin yanına (Ad patres’e göndermek: öldürmek)
Ad perpetuam memoriam
Sonsuz anısına (Genelde-nın sonsuz anısına olarak kullanılır ve adı anılan kişinin ölümünden uzun yıllar sonra
dahi hatırlanması dileğidir)
Adsum
Buradayım (Absumun zıddı)
Adversus solem ne loquitor
Güneş aleyhinde konuşma (Açık ve belli şeyleri tartışma)
Ad vitam æternam
Sonsuz bir hayat için
Addendum, çoğul addenda
Eklenecek şey(ler)
Ad victoriam
Zafere (Daha çok zafer için olarak tercüme edilir, Romalılar savaşta böyle bağırırlardı.)
Ægroto dum anima est, spes est
Hasta nefes aldıkça, umut vardır. (Erasmus, Adages, 2.4.12)
A.E.I.O.U. (« Austria Est Imperare Orbi Universo. »)
(5 sesli harf) Avusturya tüm dünyayı yönetmeli (Habsbourg mottosu ; Almancası: « Alle Erde Ist Oesterreich
Untertan. »)
Ære perennius (exegi monumentum aere perennius)
Tunçtan daha sağlam bir yapı diktim. (Horatius, Odes, III, 30)
Age quod agis !
Ne yapıyorsan onu yap!
Agnus Dei
Tanrı’nın kuzusu (İsa için kullanılır)
Alea jacta est
Zarlar atıldı. (Jül Sezar)
Alibi
Başka yerde (Hukuk terimi: Zanlının suçun işlendiği tarihte başka bir yerde olduğunu göstermesiyle yaptığı savunma)
Alis grave nil
Hiçbir şey kanatları olandan daha hafif değildir. (Pontifical Katolik Üniversitesi dövizi)
Alis volat propris
Kendi kanatlarıyla uçar (Oregon’un dövizi. Alis volat propriis olarak da söylenir.)
Alma mater
Süt annesi
Alter ego
Bir başka kendi
A mari usque ad mare
Bir denizden diğer denize (Kanada’nın resmi mottosu)
Amicus certus in re incerta cernitur
Arkadaşlar kötü günde belli olur.
Amor est vitae essentia
Aşk hayatın özüdür. (Robert B. Mackay)
Amor patriæ nostra lex
Vatan sevgisi kuralımızdır/yasamızdır
A posteriori
Deneysel verilerden yola çıkarak
A priori
Deneyden önce
Aquila non capit muscas
Kartallar sinek avlamazlar. (Erasmus, Adages, 3.2.65)
Argumentum baculinum
Sopa argümanı (tehdit ya da güçle ikna etmek) (bkz. Molière, Scapin’in Dolapları)
Ars gratia artis
Sanat için sanat
Ars longa, vita brevis
Sanat uzun, yaşam kısa
Ars similis casus
Sanat tesadüfe benziyor (Ovide)
Asinus asinorum in sæcula sæculorum
Yüzyılların gördüğü eşeklerin en eşeği.
Asinus asinum fricat
Eşek eşeğe sürtüyor (birbirlerine aşırı iltifat edenlere söylenir)
Asinus equum spectat
Eşek ata bakıyor.
Audaces fortuna juvat
Talih cesaret edene güler.
Audemus jura nostra defendere
Hakkımızı aramaya cesaret ediyoruz. (Alabama şehir mottosu, 1923)
Audere est facere
Cesaret etmek, yapmaktır. (Tottenham Hotspur Futbol Klübü)
Audi, vide, tace, si vis vivere
Dinle, gör, sus, eğer yaşamak istiyorsan
Audiatur et altera pars
Diğer tarafı da dinleyelim (Mahkeme gibi yerlerde söylenir)
Auri sacra fames
Altına duyulan tiksinç açlık (Virgilius, Énéide, III, 57)
Aut Cæsar, aut nihil
İmparator ya da hiç! (Cesar Borgia mottosu)
Ave Cæsar, morituri te salutant
Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor! (Dövüşten önce gladyatörlerin selamı, bkz. Suétone, Claude, 21)
Avaro omnia desunt, inopi pauca, sapienti nihil
Cimrinin herşeyi, fakirin bazı şeyleri eksiktir, bilgin’in ise hiçbirşeyi eksik değildir.
Ave Europa nostra vera Patria
Selam Avrupa! Gerçek anavatanımız! (Pan-Avrupa görüşü mottosu)
Ave Maria
Selam Meryem (Roma Katolik Duası, İsa’nın annesi Meryem’e.)
Barba non facit philosophum
Sakal felsefe yapmaz (Plütark’tan alıntı)
Barbarus hic ego sum quia non intellegor ulli
Beni burda barbar sayıyorlar, çünkü beni anlamıyorlar.
Beati pauperes spiritu
Ruhu kutsanmış olanlar fakirlerdir (Matta İncili)
Bellum omnium contra omnes
Herkesin herkesle savaşı (Thomas Hobbes, devletin doğasını açıklamak için kullanılan kelime grubu)
Bene diagnoscitur, bene curatur
İyi teşhis etmek, iyi tedavi etmektir.
Beneficium accipere libertatem est vendere
Yapılan iyiliği kabul etmek özgürlüğünü satmaktır.
Bis dat, qui cito dat
Hızlı vermek, iki defa vermektir. (Desiderius Erasmus, Adages, 1.8.91)
Bis repetita placent
Tekrar eden baştan çıkartır.
Bis repetita non placent
İki kez tekrar eden artık baştan çıkarmaz. (Horatius, Şiir Sanatı, 365. dize)
Bona diagnosis, bona curatio
İyi teşhis, iyi ilaç.
Bona fide
İyi niyetle
Bona valetudo melior est quam maximæ divitiæ
Sağlıklı olmak en iyi zenginliklere bile yeğdir.
Bonum commune communitatis
Toplumun ortak çıkarı
Bonum vinum lætificat cor hominum
İyi şarap, insanı neşelendirir (tam tercümesi kalbini neşelendirir)
Brevitatis causa
Kısaca söyle
Cacoethes scribendi
Kötü yazma alışkanlığı (kötü kelimesi, alışkanlıkı niteler, yazmaktan vazgeçememek demektir)
Camera obscura
Karanlık oda (fotoğrafçılık/yeni Latince)
Canis Canem Edit
Köpek, köpek yer. (Kimsenin güvende olmadığı durumlar için kullanılır)
Canis sine dentibus vehementius latrat
Dişsiz köpek daha kuvvetli havlar (havlayan köpek ısırmaz)
Carpe diem
Günü yakala (anı yaşa) (Horatius, Carmina, 1.11.8)
Carthago delenda est
Kartaca’yı yıkmak gerek.
Castigat ridendo mores
Adetleri gülerek düzeltiyor (Comédie-Française mottosu, Jean de Santeuil’den alıntı)
Casus belli
Savaş nedeni (savaşı tetikleyecek durum)
Causa mortis
Ölüm nedeni
Cave canem
Dikkat, köpek var. (Pompei’de bir evin girişinde mozayik üzerinde bulunan yazı)
Caveat emptor
Alıcı uyanık olsun!
Cave ne cadas
Düşüşe hazırlıklı ol (gelenek olarak bir zafer sırasında imparatorun arkasında duran kölenin söylediği sözler)
Cessante ratione legis cessat ipsa lex
Yasanın mantığı bittiyse, yasa bitti demektir. (Yasanın uygulama mantığı bittiyse ya da çağdaş koşullara artık
cevap vermiyorsa yasa yararsız hale gelir.)
Cibi condimentum est fames
Açlık her yemeğin baharatıdır. (Marcus Tullius Cicero, De Finibus, 2.90)
Citius, Altius, Fortius
Daha hızlı, daha yukarı, daha güçlü (olimpik motto)
Coelum non animum mutant qui trans mare currunt
Denizi aşan insanlar ruhlarını değil, (üzerlerindeki) gökyüzünü değiştirirler.
Cogitationis poenam nemo meret
Kimse düşüncesinden dolayı cezayı haketmez.
Cogito ergo sum
Düşünüyorum, o halde varım (Descartes, Felsefenin Prensipleri, 1.7.10)
Collige virgo rosas
Topla, genç kız, çiçekleri. (bkz. Carpe diem)
Concordia civium murus urbium
Vatandaşlar arasında uyum, işte bir şehrin surları budur.
Condemnant quod non intellegunt
Anlamadıklarını mahkum ederler.
Conditio sine qua non
Gerekli şart
Confer
-e danışın, -e başvurun (cf. diye kısaltılır)
Consuetudinis vis magna est
Adetlerin önemi büyüktür.
Consuetudo altera natura est
Adetler (alışkanlıklar) ikinci bir doğadır. (Marcus Tullius Cicero, Tusculanes, 2.17.40)
Contraria contrariis curantur
Karşıtlıklar karşıtlıklara iyi gelir (çivi çiviyi söker)
Corpus delicti
Mağdurun cesedi (bir cinayet işlendiğinde)
Credo quia absurdum est
İnanıyorum, çünkü saçma. (Tertullian’ın yanlış anlaşılmış sözü. Orijinali: et mortuus est Dei Filius prorsus
credibile quia ineptum est Tanrı’nın oğlu öldü, kısacası, inanılabilir çünkü uygunsuz. Yani Tanrı’nın oğlunun
ölmesi o kadar saçmadır ki bu mantığa sığmaz, ancak inanca dayanabilir.)
Cui bono ?
Ne çıkarla? (Cinayet kime yarar?, Marcus Tullius Cicero, Pro Milone, 12.32)
Cuius regio, eius religio
Öyle prens, öyle din. (halkının dinine karar verebilen prensler için)
Cuiusvis hominis est errare
Yanılmak tüm insanlara özgüdür. (Marcus Tullius Cicero, Philippiques, 12.2.5) (cf. Errare humanum est)
Cura ut valeas!
Kendine özen göster!
Curriculum vitæ
Yaşam yolu (CV)
De facto
Fiilen
De gustibus et coloribus, non disputandum
Zevkler ve renkler tartışılmaz.
De jure
Hukuken
De minimis non curat prætor
Preator’lar küçük şeylerle ilgilenmezler.
De mortuis nihil nisi bene
Ölüler hakkında yalnızca iyi şeyler konuşulmalıdır.
De omni re scibili et quibusdam aliis
Bütün bilinebilir ve bazı diğer şeyler hakkında (15. yy. İtalyan okulu)
De profundis clamavi
Uçurumun dibinden, haykırdım
Decet imperatorem stantem mori
İmparator ayakta ölmelidir. (Vespasien)
Delicta juventutis meæ
Gençlik hatalarım
Deliriant isti Romani
Bu Romalılar, deliler! (Asterix ve Obelix çizgi romanlarında kullanılır)
Deo juvante
Tanrı’nın yardımıyla (Monako dövizi)
Desipere est juris gentium
Ölçüsüzlük insanların hakkıdır.
Deus ex machina
Makinadan çıkan tanrı (Tiyatroda sahneye tepeden inen ve bir anda tüm problemleri çözen tanrı figürü için
kullanılır)
Dictum meum pactum
Sözüm sözdür.
Diem perdidi
Günümü kaybettim (Roma İmparatoru Titus)
Dies irae
Kızgınlık günü
Disce quasi semper victurus vive quasi cras moriturus
Hep yaşayacakmış gibi öğren, yarın ölecekmiş gibi yaşa.
Divide et impera
Böl ve yönet (başka biçimi : Divide ut imperes, yönetmek için böl)
Dixi
Dedim (Söyleyeceklerim bu kadardı anlamında sözün sonunda söylenen popüler söz)
Docendo disco, scribendo cogito
Öğreterek öğreniyorum, yazarak düşünüyorum.
Doctus cum libro
Kitabıyla bilgin (Kendileri bir şey bilmeyip, hazır bilgiyi sunmaya çalışanlar için kullanılır)
Dominus vobiscum
Senyör sizinle olsun
Dona nobis pacem
Bize barış/huzur ver.
Draco dormiens nunquam titillandus
Uyuyan ejderhaya asla dokunulmaz. (Harry Potter serisindeki Hogwarts Okulu’nun dövizi)
Ducunt volentem fata, nolentem trahunt
Kader, onu kabul edene yol verir, reddedeni ezer geçer (kader hakkında tipik stoacı söylem)
Dulce et decorum est pro patria mori
Vatan için ölmek tatlı ve güzeldir. (Horatius)
Dum spiro, spero
Nefes aldığım sürece, umut ediyorum.
Dum vivimus servimus
Yaşadığımız sürece hizmet ederiz (Presbiteryen Kolej dövizi)
Duos habet et bene pendentes !
İki tane var ve düzgün sarkıyorlar. (Bayan Papa Jeanne’dan beri yeni Papa seçilirken yapıldığı söylenen cinsiyet
kontrolünde Papa’nın bayan olmadığını doğrulayan söz.)
Dura lex, sed lex
Kurallar katıdır, ama kuraldır.
E fructu arbor cognoscitur
Ağaçlar meyvelerinden tanınır.
Ego primum tollo, nominor quoniam leo
En büyük parçayı ben alıyorum, çünkü benim adım arslan (Phaedrus)
E pluribus unum
Birlik çeşitlilikten gelir ya da birlik güçtür (ABD arması üzerinde)
Ecce homo
İşte insan (Ponce Pilate, İsa’yı kalabalığa takdim ederken)
Editio princeps
Birinci baskı
Errare humanum est
Hata insana mahsustur.
Errare humanum est, perseverare diabolicum
Hata insana mahsustur, ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır. (Lucius Annaeus Seneca)
Est quaedam flere voluptas
Ağlamak da bir zevktir. (Ovidius)
Et alii
Ve diğerleri (et al. ve ya e.a. diye kısaltılır)
Et cætera
Ve diğer şeyler (etc. diye kısaltılır)
Ex abstracto
Soyuttan yola çıkarak
Ex falso sequitur quodlibet
Yanlıştan yola çıkıp her istediğimiz sonuca varırız. (yanlış önermeden yola çıkarak herhengi bir önermeye varılabileceğini söyleyen mantık kuralı)
Ex nihilo
Hiçbirşeyden yola çıkarak
Experto crede
Ehil olana güven
Emily Elizabeth Dickinson (10 Aralık 1830 – 15 Mayıs 1886) ABD’li kadın şair.
Massachusetts eyaletindeki Amherst kentinde doğdu. Babası kentin önde gelen avukatlarından ve politikacılarındandı. Dedesi de orada birkaç okul kurmuş biriydi. Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar. Emily, yaşamı boyunca pek seyrek olarak Amherst’ten çıkmıştır. Yakınlardaki bir okula devam etmiş, bir kez Washington’a, ve iki-üç kez de Boston’a gitmiştir. 1862′de tümüyle eve kapanmış, en yakın arkadaşlarıyla bile ölünceye değin bir daha hiç görüşmemiştir. Kapandığı odasında kendisini yazmaya vermiştir. İlk mektupları ve kendisiyle ilgili betimlemeleri, canlı bir ruha sahip çekici bir kızı yansıtmaktadır. Daha sonra dünyadan elini eteğini çekmesinin nedeninin umutsuz bir aşk deneyimine dayanıyor olabileceği eleştirmenlerce düşünülmektedir. Dış dünyayla olan ilişkisi ve deneyimleri sınırlı olsa da, yazılarında yaratıcı ve imge gücü yüksek bir edebiyatçıdır.
Emily Dickinson ilk şiirlerini yazmaya başladığında, neredeyse hiçbir eğitim almamıştı. Henüz Shakespeare’i ve klasik mitolojiyi bilmiyordu. İlk başlarda daha çok Elizabeth Browning ve Bronte Kızkardeşler gibi kadın yazarlarla ilgileniyordu. Bu arada, Ralph Waldo Emerson’ı, Thoreau’yu ve Hawthorne’u da tanıyordu. Geleneksel anlamda dinle bağlantılı birisi olmasa da, İncil’i inceledi ve pek çok şiirinde dinsel formlar kullandı.
Yaşamının değişik dönemlerinde ona esin kaynağı olan ya da öğretmenlik yapan insanlar, özellikle erkekler olmuştur. İlki babasının avukatlık bürosunda çalışan genç bir avukat olan Benjamin Newton’dır. Kendisi Emily Dickinson’ın yazınsal duyarlığının ve kültürünün gelişmesine katkıda bulunmuştur. Dickinson, onunla ilgili olarak daha sonraları, “Bana ölümsüzlüğü öğreten bir dost” diye yazacaktır.
Emily Dickinson’un sonraki öğretmeni, evli bir din adamı olan Charles Wadsworth’tür. Dickinson’un entelektüelliğine katkısı olmuş ve dış dünyayla ilişkisinin artmasını sağlamıştır. Yazdıklarından, ona yönelik karşılık göremediği bazı duygular beslediği anlaşılmaktadır. 1862′de evine geri dönmüş ve Wadsworth’ü tanımadan önceki haline göre daha içine kapalı bir kişiliğe bürünmüştür. Wadsworth’ün, şiirlerinde geçen sevgili olduğuna ilişkin yazın çevrelerinde güçlü bir görüş birliği vardır.
Evine kapandığı için, o sıralarda ABD’de sürmekte olan iç savaş onu pek etkilememiştir. İnzivadayken yazdığı şiirlerin bir bölümünü dönemin önde gelen eleştirmenlerinden ve yazarlarından olan Thomas Higginson’a göndermiştir. Higginson, şiirlerini okuyarak, beğendiğini, ama serbest bir biçem kullanmak yerine daha geleneksel şiir anlayışına yönelmesi gerektiğini belirten bir yanıt yazmış ve şiirlerini bu öneri doğrultusunda düzeltmesini önermiştir. Dickinson, bu önerileri dikkate almayarak, daha da içine kapanmıştır. Yaşarken yalnızca yedi şiiri basılmıştır.
Yaşamının son yıllarında artık eve pek ziyaretçi de kabul etmemiş, ancak arkadaşlarıyla olan ilişkilerini onlara mektuplar ve küçük hediyeler gönderme yoluyla sürdürmüştür.
1886′daki ölümünden sonra odasına giren kızkardeşi, odasında ondan kalan 1.800 kadar şiir bulmuştur. Ölümünden sonraki dört yılda, yani 1890′a değin, şiirlerinin neredeyse tamamı yayımlanmıştır.
1920′lerde ise, ABD’deki en çok sevilen şairlerden biri olmuş ve ünü bugüne değin sürmüştür.
Şiirlerinde patlamalar halinde duygu akımı görülür. Çoğu tek bir imgeye ya da simgeye dayalı olan kısa şiirler yazmıştır. Ancak kısa şiirlerinde, yaşamındaki en önemli şeyleri en etkili biçimde yansıtmaktadır. Şiirlerinde asla yaşayamadığı aşkı ve kavuşamadığı sevgiliyi anlatır. Doğa hakkında şiirleri de vardır. Ulaşamadığı başarıdan ve hep arkadaşı olarak gördüğü başarısızlıktan söz ettiği şiirleri de vardır. Bu tür öğeleri şiirlerinde o denli etkileyici bir dille yansıtır ki, o nedenle ABD’de tüm zamanların en iyi şairlerinden sayılmaktadır.
Eurovision’da Türkiye.Türkiye, Eurovision’a 1975 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Semiha Yankı ve şarkısı Seninle Bir Dakika ile katılmıştır.
1973′te Türkiye’nin yalnızca izleyici olarak tanıdığı Eurovision Şarkı Yarışması’na 1975′te TRT tarafından katılma kararı alındı. Türkiye elemeleri başlamadan, bahsekonu yarışma ülke gündeminin birinci sırasına yerleşti.
Türkiye, zor bir dönem yaşıyordu. Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından kendisini dünyadan soyutlanmış ve yalnız hisseden Türkiye, bir moral çıkışı bulmuştu. Sokakta, evlerde, işyerlerinde, kahvelerde, her yerde Eurovizyon konuşuluyordu. Yorumlar yapılıyor, bahisler tutuluyordu. Ambargo, şiddet, ekonomik sıkıntılar ve yoklukların önemi birden bire azalmıştı.
Türkiye’nin Eurovision’a katılmaması gerektiğini savunanlar da çıkıyordu. Bu yönde gelen tepkilerin en ilginci Dışişleri Bakanlığı kaynaklıydı. Bakanlık, Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmanın, “Türkiye’nin tanıtımı açısından yararlı olmayacağı” görüşünde olduğunu açıkladı.
- Birleşik Krallık, 120 puan
- İrlanda, 119 puan
- İspanya, 115 puan
- Yugoslavya, 80 puan
- İtalya, Hollanda, ve Malta, 76 puan
- Almanya, 108 puan
- Fransa, 88 puan
- Hollanda, 74 puan
- İsviçre, 60 puan
- Belçika, 54 puan
Buffy The Vampire Slayer adlı dizideki Buffy Summers karakterinin The Gift adlı 5. sezonun 22. bölümünde ölmeden önce kardeşi Dawn Summers’a söylediği son sözlerdir.
” Buffy : “Dawn listen to me, listen. I love you. I will always love you, this is the work I have to do. Tell Giles that… Tell Giles I figured it out… And I’m ok. And give my love to my friends. You have to take care of them now, you have to take care of each other. You have to be strong. Dawn, the hardest thing in this world, is to live in it. Be brave, Live… for me.”
“Dawn, beni dinle. Seni seviyorum. Seni daima seveceğim, bu yapmak zorunda olduğum bir şey. Giles’a de ki… Giles’a de ki “olayı” çözdüm… Ve benim için sorun yok. Ve sevgimi arkadaşlarıma ilet. Şimdi onlara sen bakacaksın, birbirinize bakacaksınız. Güçlü olmalısın. Dawn, dünyadaki en zor şey, yaşamak. Cesur ol, ve yaşa… Benim için.”
Bunlar Buffy’nin ölmeden önceki son sözleridir.
Ayrıca Bakınız:
Buffy Summers
Dawn Summers
Scooby Gang
The Gift
Buffy the Vampire Slayer
Elektromanyetik dalga alıcısı.
Radyo dalgaları’ndaki ses modülasyonunu önce elektronik ortama sonrada sese çeviren elektronik alet; alıcı.
Radyolar (radyo alıcıları) elektromanyetik tayfın belli bir aralığını dinlemek üzere dizayn edilir. Radyonun seçicilik ve hassaslık faktörlerine göre kalitesini değerlendirmek mümkündür - Q faktörü.
Popüler radyolar iki tür modülasyonu almak üzere dizayn edilmişlerdir: AM (Genlik Modülasyonu) ve FM (Frekans modülasyonu)
Genlik modülasyonunun; taşıyıcılı yayın, SSB (Single side band- Tek bandlı yayın) ve CW (Continuous Wave- Daimi dalga) olmak üzere alt bölümleri vardır.
Normal bir radyo alıcısında Orta Dalga (MW- Mid Wave) ve FM, bazen de uzun dalga (LW- Long wave) bulunmaktadır.
Kısa dalga (SW- Short Wave) radyoları kalitesine ve çeşidine göre alış tayfi değişmektedir. Aşağıdaki bandlar uluslararası yayın yapan kurumlara ayrılmıştır. Bu istasyonlar genelde AM (genlik modülasyonu) (Amplitude Modulation) ile yayın yapmaktadır. Bu tür yayınları dinleyenlere SWL (Short Wave Listener- Kısa Dalga dinleyicisi) denmektedir.
Band (Metre) Frekans aralığı (kHz)
- 120 2300 - 2495
- 90 3200 - 3400
- 75 3900 - 4000
- 60 4750 - 5060
- 49 5730 - 6295
- 41 6890 - 6990
- 41 7100 - 7600
- 31 9250 - 9990
- 25 11500 - 12160
- 22 13570 - 13870
- 19 15030 - 15800
- 16 17480 - 17900
- 17 18900 - 19020
- 13 21450 - 21750
- 11 25670 - 26100
Bu bandların arasında amatör radyoya, ticari gemilere ve askeriyeye ayrılmış bandlar bulunmaktadır. Genelde bu yayınlar SSB,CW, RTTY modülasyonlarını içermektedir. Bu tür yayınları almak için radyonun BFO (Beat Frequency Oscillator -Vuru Frekans Osilatörü) denilen ek bir devreye ihtiyacı vardır. Taşıyıcıyı suni olarak oluşturan bu devre ile gönderme sırasında bastırılan taşıyıcı tekrar ilâve edilerek, sinyallerin normal bir radyo alıcısı ile dinlenilebilmesi sağlanır. Bu tür radyolarda ses bandının genişliğini de değiştirmek mümkündür. Bakınız Kısa Dalga Radyo
Yeni çıkan XM radyo türü de uydudan yüksek frekanslı sayısal yayınları almak üzere dizayn edilmiştir. Halen ABD’de ticarî olarak piyasaya sunulan bu radyo türünde ses kalitesi oldukça yüksektir. Halen aboneliğe dayalı ve belli bir ücret karşılığı tüm kıtaya kesintisiz ve reklamsız şifrelenmiş radyo yayını yapılmaktadır.
Teknolojinin son yıllarda hızla gelişmesine paralel olarak ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber, internet üzerinden yayın yapan radyoların sayıları hızla artmaktadır. .
Martin Gerhard Wegener: Modern Radyo Alıcıları Tekniği,YÜCE Yayımları,İstanbul,Temmuz 1989,
ISBN: 975-411-058-1
Türk dilleri veya Türk lehçeleri olarak Doğu Avrupa’dan Sibirya ve Çin’in batısına kadar uzanan bir alanda ana dil olarak 180 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa 200 milyon kişi tarafından konuşulan, birbirleri ile çok yakın akraba olan ve 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil grubu tanımlanır. Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türk dili, Türkiye Türkçesidir.
Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan mühim bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı ve bu yüzden bu dillerin sürekli birbirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Türk dillerinin çok sayıda aynı anlamda kullanılan ortak kelimelere sahip olmalarının yanı sıra cümle yapıları da hep aynı kalır. Bu yüzden Türk dillerinin bir dil ailesi olmadığı, tek bir dilin lehçeleri olduğu görüşü de yaygındır ve Türk lehçeleri, Çağdaş Türk yazı dilleri veya Türk dilinin kolları gibi adlandırıldıklarına da rastlayabiliriz. (Bakınız: “Dil” ve “Lehçe” tartışması)
Bu tabloda Türk dillerinde cümle yapısının aynı kaldığını gösteren bir örnek görebilirsiniz:
| Diller | Cümle yapısı |
|---|---|
| Gagavuz Türkçesi | Uşaklar şkolada / okulda dilimizi latin alfavitindä yazêr. |
| Türkiye Türkçesi | Çocuklar okulda dilimizi latin alfabesi ile yazıyor. |
| Azerbaycanca | Uşaqlar məktəbdə dilimizi latin əlifbası ilə yazır. |
| Türkmence | Çagalar mekdepde dilimizi latyn elipbiýi bile(n) ýazýar. |
| Özbekçe | Bolalar maktabda tilimizni latin alifbosi bilan / ila yozadi. |
| Uygurca | Balilar mektepte tilimizni latin elipbesi bilen yazidu. |
| Kazakça | Balalar mektepte tilimizdi latin alfavitimen jazadı. |
| Kırgızca | Balalar mektepte tilibizdi latin alfaviti menen cazat. |
| Tatarca | Balalar mäktäpdä telebezne latin älifbası bilän / ilä yaza. |
Çoğu Altay dillerinde olduğu gibi Türk dillerinde de büyük ve küçük ses uyumu vardır (Özbekçe hariç), yazımda sözcükler son ekler alarak uzarlar ve cümle yapısı özne-nesne-yüklem sırasıyla oluşturulur. Kazakça örnek:
- jaz (yaz)
- jaz.u (yazı)
- jaz.u.şı (yazıcı/yazar)
- jaz.u.şı.lar (yazıcılar)
- jaz.u.şı.lar.ım (yazıcılarım)
- jaz.u.şı.lar.ım.ız (yazıcılarımız)
- jaz.u.şı.lar.ım.ız.da (yazıcılarımızda)
- jaz.u.şı.lar.ım.ız.da.ğı (yazıcılarımızdaki)
- jaz.u.şı.lar.ım.ız.da.ğı.lar (yazıcılarımızdakiler)
- jaz.u.şı.lar.ım.ız.da.ğı.lar.dan (yazıcılarımızdakilerden)
Yüzyıllar boyunca Türk dillerini konuşan halklar göçebe hayatı sürdürmüşler ve özellikle İran, İslav ve Moğol gibi farklı toplumlarla birçok alanda etkileşimde bulunmuşlardır. Geniş bir tarihe yayılan bu etkileşim sürecinden Türk dilleri de önemli oranda etkilenmiştir. Bu etkileşim sürecinde Türk dilleri de kendi aralarında bazen birbirlerinden uzaklaşıp bazen de göçebe yaşam şekli nedeniyle tekrar yaklaşıp kaynaşmışlardır. Bu yüzden Türk dil grubu ve içindeki dillerin tarihi gelişimleri kısmen belirsizleştirmiş, bu yüzden Türk dillerinin sınıflandırılmasının birden fazla sistemi oluşmuştur. Günümüzde en genel kabul görmüş sınıflandırma sistemi Samiloviç’in kalıtsal sınıflandırması olmakla beraber ayrıntılarda tartışmalar sürmektedir.
Türkiye’de Türk dilleri ailesinin adlandırılması, ve bu dillerin sadece bir dil mi yoksa birçok diller mi oldukları hakkında farklı fikirler yaygındır. Türk Dil Kurumu yayınlarında, önceleri “Türk lehçeleri” adı benimsenmişken, sonraları bu ad yanında “Türk dilleri” deyimine de yer verildiği görülmektedir. Ankara Üniversitesi Türk dillerini öteden beri “lehçe” sayar ve “Türk dilleri” deyiminden kaçınır. İstanbul Üniversitesi ise, daha aşırı bir tutumla, “lehçe” deyimini yalnız Çuvaşça ve Yakutça gibi öbürlerinden çok farklı iki Türk dili için kullanmakta, bu diller dışındaki bütün Türk dillerini “lehçe”nin de altında bir konuşma türü (“variety of speech”) saydığı “şive” sözü ile adlandırmaktadır. Bu durumda, Türk dillerinin Türkiye’deki adlandırmalarında üç ayrı görüşle karşı karşıyayız demektir:
- Sovyet Rus dilcileri, Hint-Avrupa dillerini Indo-Germen diye adlandıran fakat Türk lehçelerini ayrı birer dil sayan bazı Alman dilcileri ve hem Türkolog hem Altayist Talat Tekin: Diller,
- Türk Dil Kurumu ve Ankara Üniversitesi’nin görüşü: Lehçeler,
- İstanbul Üniversitesi’nin ve Muharrem Ergin’in kitabını okutan otuzdan fazla üniversitenin görüşü: Çuvaşça, Yakutça ve Halaçça lehçe, diğerleri şive.
Dil biliminde bir konuşma türünün dil mi yoksa lehçe (diyalekt) mi olduğunu saptamak için kullanılan tek dil bilimsel ölçüt karşılıklı anlaşılabilirlik (“mutual intelligibility”) ölçütüdür. Bu ölçüt, sıradan bir kimsenin dille ilgili şu yalın yargısına dayanır: “Aynı dili” konuşan insanlar birbirlerini anlayabilirler, ya da aksine birbirlerini anlamayan insanlar “ayrı diller” konuşuyorlar demektir.
Örnek: Altayca-Türkçe karşılaştırması
- Ol onçozınañ ozo cortop oturdı = O, herkesten önce gitti.
- Keçe eñirde bis kinodo bolgonıbıs = Dün akşam biz sinemada idik.
- Bu biçik cûkta çıkkan = Bu kitap yakında çıktı.
Örnek: Hakasça-Türkçe karşılaştırması
- Sírerge par kilerge miníñ mâm çoğıl = Size gelmek için vaktim yok.
- Anıñ üçün ahça tölirge ayastığ = Onun için para ödemek yazık (olur).
- Ol şkolanı am dâ tôspan = O, okulu henüz bitirmedi.
Örnek: Çuvaşça-Türkçe karşılaştırması
- Vírenekensem şkula kayríš = Öğrenciler okula gittiler.
- Kíneke sítel šinçe vırtat = Kitap, masa(nın) üstünde duruyor.
Yukarıdaki Çuvaşça cümleleri Türk dil bilimi öğrenimi görmemiş, Çuvaşça öğrenmemiş bir Türk’ün anlayamayacağı derecede farklıdır. Türkçe bilmeyen bir Çuvaş’ın da bu cümlelerin Türkçe karşılıklarını anlayamayacağı açıktır. O halde, Çuvaşça ile Türkçe arasındaki karşılıklı anlaşılabilirlik oranı sıfırdır ve bunlar iki ayrı dildir. Yani yukarıda karşılaştırılan dillerin arasındaki farklılıklar “lehçe” denilebilmesi için yeterli değildir.
Toplam 40 ayrı dilden oluşan, 180 milyon ana dili olarak konuşanı ile Türk dilleri ailesi, Altay dilleri grubunda büyük farkla en büyük dil ailesini oluşturur. Dünyadaki bütün dil aileleri arasında yedinci büyük dil grubunu oluşturur ve önümüzdeki on yıllar içinde daha da büyüme kapasitesine sahiptir.
Dünyadaki büyük dil aileleri:
- 1. Hint-Avrupa dil ailesi
- 2. Çin-Tibet dil ailesi
- 3. Nijer-Kongo dil ailesi
- 4. Afro-Asya dil ailesi
- 5. Avustronezce dil ailesi
- 6. Dravid dilleri ailesi
- 7. Türk dilleri ailesi (Altay dilleri grubunda)
Türk dilleri, Doğu ve Güneydoğu Avrupa, Batı, Orta ve Kuzeyasya gbi büyük bir coğrafyaya dağılmıştır. Bu bölge Balkanlar’dan Çin’e, İran’dan Kuzey Denizine kadar uzanır. Asya’nın yaklaşık otuz ülkesinde en az bir Türk dili, sözünü etmeye değer yaygınlıkta konuşulur. Bunun yanında Almanya’da büyük bir azınlık Türkiye Türkçesini ana dili olarak konuşur.
Büyük Türk dilleri ve anlaşılabirlik
Türk dillerini konuşanların dörtte üçü, en büyük üç Türk dilinden birini kullanır:
- Türkiye Türkçesi; 70 milyon ana dili olarak konuşanı vardır. Türkiye, Balkanlar, Batı ve Orta Avrupa’daki ikinci dil olarak konuşanlar ile 80 milyonu bulur.
- Azerice (Azerbaycan Türkçesi); 30 milyon konuşucu: Azerbaycan ve Kuzeybatı İran.
- Özbekçe; 24 milyon konuşucu: Özbekistan, Kuzey Afganistan, Tacikistan ve Batı Çin.
Bir milyondan fazla konuşucusu olan diğer Türk dilleri:
- Kazakça 11 Mio. Konuşucu: Kazakistan, Özbekistan, Çin, Rusya
- Uygurca 8 Mio Konuşucu: Çin- Sincan
- Türkmence 6,8 Mio Konuşucu: Türkmenistan, Kuzey Iran
- Kırgızca 3,7 Mio Konuşucu: Kırgizistan, Kazakistan, Çin Türkistanı
- Çuvaşça 1,8 Mio Konuşucu: Rusyanın Avrupa kısmında
- Başkırca 2,2 Mio Konuşucu: Başkıristan
- Tatarca 1,6 Mio Konuşucu: (etnik olarak 6,6 Mio.) Merkez Rusyadan Batı Rusyaya kadar
- Kaşgayca 1,5 Mio Konuşucu: Iranin Fars ve Çuzistan illerinde
Sayılar 3/2006 tarihli kaynaklardan alınmışdır. %5 - %10 daha yüksek sayılar gösteren kaynaklar bulmakta mümkündür.
Neredeyse tüm Türk dillerinin Sesbilim, sözdizim ve şekil bilgisi aynıdır. Sadece Çuvaşça, Halaçça ve Yakutça ile Dolganca gibi Sibirya Türk dilleri bu noktalarda farklıdır. Bunun yanında komşu ülkelerin sınırlarında kaynaşmadan ileri gelen ve bazen dil gruplarının sınırlarını da aşan lehçeler bulunur.
Türk dilleri birbirlerini anlayabilen dillerden oluşan gruplara ayrılır. En büyük grup Türkiye Türkçesi, Azerice ve Türkmenceyi içine alan Oğuz grubudur. Diğer gruplar, Uygur, Kıpçak, Ogur, Sibirya ve Argu gruplarıdır. Aynı grubun içinde yer alan dillerin arasındaki fark bir lehçe farkı kadardır, ancak iki farklı gruba ait dilin arasında anlaşabilirliği zorlaştıran ya da imkansız kılan gramer farkları vardır. Buna rağmen tüm dillerde neredeyse hep aynı kalan birçok kelime vardır:
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi | Azerbaycan Türkçesi | Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ana | anne | ana | ene | ana | ana | ona | ana |
| burun | burun | burun | burun | borın | murιn | burun | burun |
| qol | kol | qol | qol | qul | qol | qo‘l | kol |
| yol | yol | yol | ýol | yul | jol | yo‘l | yol |
| semiz | semiz | semiz | semiz | simez | semiz | semiz | semiz |
| topraq | toprak | torpaq | topraq | tufraq | topıraq | tuproq | tupraq |
| qan | kan | qan | gan | qan | qan | qon | qan |
| kül | kül | kül | kül | köl | kül | kul | kül |
| sub | su | su | suw | su | suw | suv | su |
| aq | ak | ağ | ak | aq | aq | oq | aq |
| qara | kara | qara | gara | qara | qara | qora | qara |
| qızıl | kızıl | qızıl | qyzyl | qızıl | qızıl | qizil | qizil |
| kök | gök | göy | gök | kük | kök | ko‘k | kök |
(Daha fazla örnek için buraya bakınız: Sözlük karşılaştırması)
Türkiye Türkçesi, Azerice, Türkmence, Kazakça, Kırgızca ve Özbekçe, ülkelerinin ulusal dilidir. Bunun yanında bazı özerk Türk Cumhuriyetlerinde ve bölgelerinde resmi dil olarak geçenler vardır: Çuvaşça, Kumıkça, Karaçay-Balkarcası, Tatarca, Başkırca, Yakutça, Çakasça, Tuva, Altayca ve Çin’de Uygurca.
Türk dilleri Avrupa’nın ve Asya’nın otuz ülkesinde konuşulur. Tablo alt gruplara ayrılmıştır ve sayılar sadece ana dili olarak konuşanları göstermektedir.
| Grup ve dilleri | Konuşanların sayısı |
Konuşulduğu ülkeler |
|---|---|---|
| OGUR ya da BOLGAR grubu | ||
| Çuvaşça | 1,8 milyon | Rusya (Çuvaşistan) 1,8 milyon, Kazakistan 22.000 |
| KIPÇAK grubu | ||
| Karaimce | ölmek üzere † | Litvanya 20, Ukrayna <10, Polonya <10 |
| Kumukça | 280.000 | Rusya (Dağıstan) |
| Karaçay-balkarça | 250.000 | Rusya (Karaçay-Çerkezye, Kabardino-Balkarien) |
| Kırım-Tatarcası | 500.000 | Ukrayna 200.000, Özbekistan 190.000, Kırgızistan 40.000 |
| Tatarca | 6,5 milyon | Rusya 5.500.000 Özbekistan 470.000, Kazakistan 330.000, Kırgızistan 70.000, Tacikistan 80.000, Türkmenistan 50.000, Ukrayna 90.000, Azerbeycan 30.000 etnik olarak Tatarlar: 6,6 milyon |
| Başkırca | 1,8 milyon | Rusya 1,7 milyon, Özbekistan 35.000, Kazakistan 20.000 |
| Nogayca | 70.000 | Rusya (Kuzeykafkas) |
| Karakalpakça | 400.000 | Özbekistan |
| Kazakça | 11 milyon | Kazakistan 8 milyon, Çin 1 milyon, Özbekistan 800.000, Rusya 650.000, Moğolistan 100.000 |
| Kırgızca | 3,7 milyon | Kırgızistan 3,3 milyon, Özbekistan 200.000, Çin 200.000 |
| OĞUZ grubu | ||
| Türkçe (Türkiye Türkçesi) | 76 milyon | Türkiye 70 milyon, Balkan 2,5 milyon, Kıbrıs 180.000, Rusya 300.000, Almanya 2,5 milyon, batı ve orta Avrupa 700.000 |
| Gagavuzca | 330.000 | Moldavya 170.000, Balkan 130.000, Ukrayna 20.000, Bulgaristan 10.000 |
| Azerice | 30 milyon | Iran 20 milyon, Azerbeycan 8 milyon, Türkiye 500.000, Irak 500.000, Rusya 350.000, Gürcistan 300.000, Ermenistan 200.000 |
| Türkmence | 6,8 milyon | Türkmenistan 3,8 milyon, Iran 2 milyon, Afganistan 500.000, Irak 250.000, Özbekistan 250.000 |
| Horasan-Türkçesi | 400.000 | Iran ( Horasan ili) |
| Kaşgayca | 1,5 milyon | Iran (Fars, Kuzistan illeri) |
| Aynallu | 7.000 | Iran (Markazi, Ardebil ve Zanjan illeri) |
| Afşarca | 300.000 | Afganistan (Kabul, Herat), Kuzeydoğu-Iran |
| Şalarca | 55.000 | Çin (Qinghay ve Gansu illeri) |
| UYGUR grubu | ||
| Özbekçe | 24 milyon | Özbekistan 20 milyon, Afganistan 1,5 milyon, Tacikistan 1 milyon, Kırgızistan 750.000, Kazakistan 400.000, Türkmenistan 300.000 |
| Uygurca | 28 milyon | Çin (Sincan Uygur Özerk Bölgesi ya da Doğu Türkistan) 27,2 milyon, Kırgızistan 500.000, Kazakistan 300.000 |
| Yugurca | 5.000 | Çin (Gansu ili) |
| Aynu (Türk dili) (Japon kavimi Aynu ile ilgisi yoktur) | 7.000 | Çin (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) |
| SİBİRYA grubu | ||
| Yakutça | 360.000 | Rusya (Yakutistan Özerk Bölgesi) |
| Dolganca | 5.000 | Rusya (Taymir Özerk Bölgesi) |
| Tuvince | 200.000 | Rusya (Tuva Özerk Bölgesi) 170.000, Moğolistan 30.000 |
| Tofalarca | ölmek üzere † | Rusya (Tuva Özerk Bölgesi) |
| Hakasça | 65.000 | Rusya (Hakasya Özerk Bölgesi) |
| Altayca | 50.000 | Rusya, Altay Özerk Bölgesi) |
| Şorca | 10.000 | Rusya, Altay Özerk Bölgesi |
| Çulimce | 2.500 | Rusya, Kuzey Altay Özerk Bölgesi) |
| ARGU grubu | ||
| Halaçca | 42.000 | İran (merkez il, Kom ve Arak arasında) |
| TOPLAM | 169.438.500 | |
Tükenmek üzere olan Türk dilleri
Bazı diller sadece birkaç yaşlı kişi tarafından konuşulmaktadır ve yok olma yolundadırlar. Kaybolmak üzere olan diller şunlardır:
- Güney Sibirya’da Tofa ya da Karagasça
- Litvanya’da ve Polonya’da Karaimce
- Musevi-Kırım-Tatarcası
- Kuzeybatı Çin’de I-li Turki (I-li ovasında).
Sadece birkaç bin konuşanı kalmış olanlar:
- İran’da Aynallu dili
- Çin’de Yugurca (Gansu ili)
- Kaşgarca (Kaşgar ili)
- Kuzey Sibirya’da Dolganca
- Güney Sibirya’da Çulimce (Altay bölgesinin kuzeyinde Çulım ırmağı kenarında).
Diğer Türk dilleri böyle bir yok olma tehlikesi taşımıyor ve büyük Türk dillerinin konuşucu sayısı giderek artmaktadır.
Dillerin benzerliğinden ve tarihte birbirlerinden çok etkileşmiş olmalarından dolayı, Türk dil grubunun sınıflandırılması kolay değildir. Ayrıca Türk halklarının geçmişteki göçebe yaşam tarzı coğrafi sınırlar çizilmesini de zorlaştırır. Bu yüzden farklı sınıflandırmalara rastlamak mümkündür. Çoğu, Rus dil bilimcisi Aleksander Samoiloviç’in 1922′de yaptığı sınıflandırmanın üzerine kurulmuştur. Dil ailelerindeki sınıflandırmaların genellikle genetik bilgilere dayanarak yapılmasına rağmen, Türk dil grubunda coğrafi dağılım daha büyük rol oynamaktadır.
Çuvaşça, çoktan ölmüş eski Ön Bulgar dili ile birlikte diğer Türk dillerine daha uzak kalan Bolgarca dalını oluşturur. Bazı bilimciler, diğer Türk dillerinden farklı olduğu için Çuvaş dilini gerçek Türk dili olarak tanımazlar. Bu büyük farkın, diğer Türk dillerinden daha erken ayrılmasından kaynaklanmış olup olmayacağı sorusu henüz yanıtlanamamıştır. Bu farklardan birisi diğer Türk dillerinde sonu /-z/ ile biten sözcüklerin /-r/ ile bitmesidir:
- Çuvaşca “tahar”, ama Nogayca “togiz” – (”dokuz”)
- Çuvaşca “kör”, ama Türkçe “köz”
Çuvaşça Rusya’nın Avrupa tarafında, Moskova’nın doğusunda Çuvaşistannda 1 milyon kişi tarafından konuşulur. Başkıristan ve Tataristan’daki konuşucuları ile birlikte toplam 1,8 milyon konuşanı vardır. Çuvaşlar Hristiyan-Ortodoks’tur ve Kiril alfabesi’ni kullanırlar, Çuvaşça dergiler, gazeteler, radyo ve TV programları vardır. Kendilerini kültürel ve tarihsel olarak İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler.
Diğer Türk dillerine en uzak kalan Halaç dilidir. Dil bilimcisi Gerhard Doerfer’in görüşüne göre Halaç, Türk dillerinin Argu grubunun son üyesidir. Türkçe’den çok erken ayrılmış ve 13. yüzyılda İran’da, etrafı Farsça konuşanlarla çevrili kalmıştır. (Yani ETHNOLOGUE 2005′te [1] iddia edildiği gibi, Azerice ile yakın akrabalığı yoktur). Halaç bugün 40.000 kişi tarafından İran’ın Kom ve Akar illerinde konuşulur ve İran’daki Türk dilleri arasında en ilginçlerindendir. Diğer lehçelerden ayrı kalması ve Farsça’dan etkilenmesine rağmen, ana dilden parçalar korumuştur. Ancak sesi Farsça’ya benzer.
Türk dillerinin diğer dört grubu günümüzdeki coğrafi dağılımlarına göre değil, eski kavimlerin dağılımına göre sınıflandırılmıştır. Böylece;
- Kıpçakça: Kuzeybatı Türkçe
- Oğuzca: Güneybatı Türkçe
- Uygurca: Güneydoğu Türkçe ve
- Sibirya Türkçesi diye ayrılırlar.
Yakutça ve Dolganca da uzun süre ayrı kalmalarından dolayı diğer Türk dillerinden farklıdır. Bu diller zamanla daha çok Tunguz ve Moğol dillerine yaklaşmışlardır, diğer dillerdeki Arapça ve Farsça sözcükler bunlarda bulunmaz.
Müslüman Türk halklarının dillerinin benzemesinde, İslam’a geçişle birlikte Arapça ve Farsça’dan etkilenmiş olmalarının da payı vardır. Eski Sovyetler Birliği’nde yaşayanlar Rusça’dan da etkilenmişlerdir.
Modern dil biliminde sınıflandırma
En son verilere göre, (B. Johanson-Csató, The Turkic Languages 1998), Türk dil grubunun sınıflandırması şu şekilde yapılır (konuşucu sayıları 2006 yılına göre verilmiştir):
Türk dili
- Ogurca (yada Bolgarca)
- Bolgarca (ölü), Çuvaşça (1,8 milyon)
- Türkçe (Genel isim olarak kullanımı)
- Kıpçakça (Kuzeybatı Türkçe)
- Batı: Kırım-Tatarcası (500.000), Kumıkça (280.000), Karaçay-Balkarcası (250.000), Karaimce (ölmek üzere), Kumanca (ölü)
- Kuzey: Tatarca (6,6 milyon), Başkırca (2,2 milyon)
- Güney: Kazakça (11 milyon), Kırgızca (3,7 milyon), Karakalpakça (400.000), Nogayca (70.000)
- Oğuzca (Güney-Batı Türkçe)
- Batı: Türkiye Türkçesi (60 milyon, ikinci dil olarak konuşanlarla 70 milyon), Azerice (30 milyon, ikinci dil olarak konuşanlarla 35 milyon), Gagavuzca (330.000)
- Doğu: Türkmence (6,8 milyon), Horosan-Türkçesi (400.000 ?)
- Güney: Kaşgayca (1,5 milyon), Afşarca (300.000), Aynallu dili (7.000), Sonkori (?)
- Salar: Salarca (60.000)
- Uygurca (Güneydoğu Türkçe)
- Çagatay Çagatayca (ölü)
- Batı: Özbekçe (24 milyon)
- Doğu:
- Eski Türkçe (Orhon Kök, Yenisey Kök, Eski Uygurca, Karahanlıca) (ölü)
- Uygurca (28 milyon)
- Yugurca (Batı Yugur) (5.000)
- Aynu dili (Ainu) (7.000)
- İli Turki dili (100)
- Sibirce (Kuzeydoğu Türkçe)
- Kuzey:
- Yakutça (360.000), Dolganca (5000)
- Güney:
- Yeniseyce Çakasça (65.000), Şorca (10.000)
- Sayan Tuvince (200.000), Tofa (Karagasça) (ölü)
- Altayca Altayca (50.000) (lehçeleri: Oyrotça; Tuvaca, Kumanda, Ku; Teloytca, Telengitçe)
- Çulim Çulimce (500)
- Kuzey:
- Argu
- Halaçca (Kalayca) (42.000)
- Kıpçakça (Kuzeybatı Türkçe)
Üstteki sınıflandırmada coğrafi dağılımın yanısıra geleneksel dil biliminin kriterleri de dikkate alınmıştır:
- Ogur dil grubundaki /-r/ yerine /-z/ kullanılması, bu dil grubunu diğerlerinden ayırır.
- Sibirya-Türk dillerini diğerlerinden farkına bir örnek: Tuvaca dilinde “adak”, Yakutça “atah” diğerlerinde ise “ayak” denir. Sadece Halaç dilinde “hadak” denir.
- Oğuz dil grubu diğerlerinden sonek başlatan /G/’nin eksik olmasıyla ayrılır. Örnek: “kalan” (kalmak), diğer Türk dillerinde “kalGan”; “bulanmak”, diğerlerinde “bulGanmak”.
- Sonekin sonuna eklenen /G/ güneydoğu Türk grubunu kuzeybatı grubundan ayırır: Uygurca “taglik” ama Tatarca “tawlı” – (dağlık).
Bu tablo, önemli sözcükleri farklı Türk dillerinde karşılaştırır, böylece Çuvaşça’nın ve Yakutça’nın farklığını ve diğerlerinin birbirine yakınlığını görmemizi sağlar. Bazı sözcüklerin tabloda eksik olması, o dilde o sözcüğün varolmadığı anlamına gelmez. Bazı dillerde bazı sözcükler farklı etimolojik kökten gelirler ve bu yüzden karşılaştırılması anlamlı değildir.
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca | |
| ata | ata | ata | ota | ||||||
| ana | anne | ene | ana | ana | ona | ana | an’n | ||
| o’gul | oğul | oğul | ul, uğıl | ul | o’gil | oghul | uol | yvul | |
| er(kek) | erkek | erkek | ir | yerkek | erkak | är | er | ar | |
| kyz | kız | gyz | qız | qιz | qiz | qiz | ky:s | χe’r | |
| kiši | kişi | kişi | keşe | kisi | kihi | ||||
| kelin | gelin | geli:n | kilen | kelin | kelin | kelin | kylyn | kilen | |
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca | |
| jürek | yürek | ýürek | yöräk | zhürek | yurak | yüräk | süreq | ||
| qan | kan | ga:n | qan | qan | qon | qan | qa:n | jon | |
| baš | baş | baş | baş | bas | baş | bas | puš | ||
| qyl | kıl | qyl | qıl | kyl | kyl | kyl | kyl | χe’le’r | |
| köz | göz | göz | küz | köz | ko’z | köz | kos | kör | |
| kirpik | kirpik | kirpik | kerfek | kirpik | kiprik | kirpik | kirbi: | χurbuk | |
| qulqaq | kulak | gulak | qolaq | qulaq | quloq | qulaq | gulka:k | χo’lga | |
| burun | burun | burun | borın | murιn | burun | burun | murun | ||
| qol | kol | gol | qul | qol | qo’l | qol | χol | ||
| el(ig) | el | el | ili: | ala’ | |||||
| barmak | parmak | barmak | barmaq | barmoq | barmaq | ||||
| tyrnaq | tırnak | dyrnaq | tırnaq | tιrnaq | tirnoq | tirnaq | tynyraq | ||
| tiz | diz | dy:z | tez | tize | tizza | tiz | tüsäχ | ||
| baltyr | baldır | baldyr | baltır | baldyr | boldyr | baldir | ballyr | ||
| adaq | ayak | aýaq | ayaq | ayaq | oyoq | ataq | |||
| qaryn | karın | garyn | qarın | qarιn | qorin | qor(saq) | qaryn | χyra’m | |
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca | |
| at | at | at | at | at | ot | at | at | ut | |
| siyir | sığır | sygyr | síır (sıyır) | siyιr | sigir | ||||
| yt | it | it | et | iyt | it | it | yt | jyda | |
| balyq | balık | balyk | balıq | balιq | baliq | beliq | balyk | pola’ | |
| bit | bit | bit | bet | biyt | bit | pit | byt | pyjda | |
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca | |
| ev | ev | öý | öy | üy | uy | öy | av | ||
| otag | otağ | otaq | otaq | otoq | otu: | ||||
| yol | yol | yo:l | yul | zhol | yo’l | yol | suol | sol | |
| köprüq | köprü | köpri | küpar | köpir | ko’prik | kövrük | kürpe | ||
| oq | ok | ok | uk | o’q | oq | oχ | ugu | ||
| ot | ot | ut | ot | o’t | ot | uot | vot | ||
| kül | kül | kül | köl | kül | kul | kül | kül | kö’l | |
| suv | su | suw | syw | suw | suv | su | ui | syv | |
| kemi | gemi | gämi | kimä | keme | kema | kim | |||
| köl | göl | köl | kül | köl | ko’l | köl | küöl | ||
| atov | ada | ada | atan | aral | orol | aral | ută | ||
| küneš | güneş | gün | qoyaş | kün | kün | kün | χĕvel | ||
| bulut | bulut | bulut | bolıt | bult | bulut | bulut | bylyt | pĕlĕt | |
| yulduz | yıldız | ýyldyz | yoldız | zhuldιz | yulduz | yultuz | sulus | şăltăr | |
| topraq | toprak | toprak | tufraq | topιraq | tuproq | tupraq | toburaχ | tăpra | |
| töpü | tepe | depe | tübä | töbe | tepa | töbö | tüpe | ||
| yağac | ağaç | agaç | ağaç | ağaš | jyvăş | ||||
| tenri | tanrı | taňry | täñre | tängri | tanara | tură | |||
| Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca | |
| uzun | uzun | uzyn | ozın | uzιn | uzun | uzun | uhun | vărăm | |
| yany | yeni | yany | yaña | zhanga | yangi | yengi | sana | şĕnĕ | |
| semiz | semiz | semiz | simez | semiz | semiz | semiz | emis | samăr | |
| tolu | dolu | do:ly | tulı | tolι | to’la | toluq | toloru | tulli | |
| aq | ak | ak | aq | aq | oq | aq | |||
| qara | kara | gara | qara | qara | qora | qara | χara | χura | |
| qyzyl | kızıl | gyzyl | qızıl | qızıl | qizil | qizil | kyhyl | χĕrlĕ | |
| kök | gök | gök | kük | kök | ko’k | kök | küöq | kăvak | |
| Sayılar | Eski Türkçe | Türkiye Türkçesi |
Türkmence | Tatarca | Kazakça | Özbekçe | Uygurca | Yakutca | Çuvaşca |
| 1 | bir | bir | bir | ber | bir | bir | bir | bi:r | pĕrre |
| 2 | eki | iki | iki | ike | yeki | ikki | ikki | ikki | ikkĕ |
| 4 | tört | dört | dö:rt | dürt | tört | to’rt | töt | tüört | tăvattă |
| 7 | yeti | yedi | yedi | cide | zheti | yetti | yättä | sette | şiççĕ |
| 10 | on | on | o:n | un | on | o’n | on | uon | vunnă |
| 100 | yüz | yüz | yü:z | yöz | zhüz | yuz | yüz | sü:s | şĕr |
- Asıl yazı geleneği 10. yüzyılın sonlarında ve 11. yüzyılın başlarında Güneydoğu Türk halklarında, Karahanlılar döneminde, eski Türk dilinin bir lehçesi olan Karlukça ile gelişir.
- Güneybatı Türkçe dillerinin yazıya alınması, 10. ve 11. yüzyılda Selçuklu dili ile başlar. Kardeş diller olan Eski Osmanlıca ve Eski Azeri dillerinden günümüz Türkiye Türkçesi ve Azerice gelişmiştir.
- 14. yüzyılın Harezm Türkçesi de Güneybatı Türk dillerine mensuptur. Bu dilden günümüz Horasanca ve Türkmence gelişmiştir.
- Kuzeybatı Türkçe dillerine ait en eski belgeler, Kumanca dili ile yazılmış olan Codex Cumanicus’dur ve 14. yüzyıldan kalmadır. Bu dilin günümüzdeki torunları Tatarca ve Başkırcadır.
- İdil Bulgarları dilinde yazılmış en eski yazılar 13. ve 14. yüzyıldan kalmadır. Bu dilden ya da buna yakın bir dilden Çuvaş dili gelişmiştir.
- Güneydoğu Türkçe dillerinden olan Çağatayca yazıların 15. yüzyıla dayanan örnekleri bulunmuştur. Çağatayca günümüz Uygurca ve Özbekçe’sinin temelini oluşturur.
- 1924-1930 yılları arasındaki sürede başka Türk dilleri de, önce yalnız Azerice’de kullanılan latin alfabesi ile yazılmaya başlandı.
- 1936-1940 yıllarında Rus bölgelerinde, Türk dillerince değiştirilmiş bir Kiril alfabesi kullanılmaya başlanmıştır. Arap ve Latin alfabesi kullanan Türk dilleri birbirlerıne daha da yakınlaşırken, Kiril alfabesi kullanan diller farklılaşmışlardır. Dillerin farklılaşarak ayrı diller haline gelmesi desteklenmiştir.
- 1990′lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla yeni Türk Cumhuriyetleri kurulmuştur. Bu ülkeler, yani Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan, 2005 yılına kadar Türk dillerine uygun bir ortak Latin alfabeye geçmek için antlaşma imzalamışlardır. Amaç Türk kültür mirasının korunmasıdır. Ayrıca diğer ülkelerde yaşayan Türk azınlıkların 2010′a kadar bu ortak alfabeye katılmaları gerektiğine karar verilmiştir.
- Türk dilleri konuşan Museviler, İbrani alfabesi’ni kullanırlar.
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Kıbrıs Türkleri de Türkiye Türkçesi’ni kullanırlar.
| Dil | Dinlenebilir örnekler |
|---|---|
| Azerice | Z.Xanbabayeva - Azerbaycan |
| Türkmence | Çınar Övezowa -Dinle |
| Özbekçe | Şahzoda - Kelasan
Oybek ve Nigora - Sen uçun |
| Uygurca | Şahrizoda - Oynasun
Gul Yaru -Ala şapka |
| Kazakça | NNBek -Kızdar ay |
| Başkırca | Zemfira - Qayda |
| Kırgızca | Hepsi -Jalgan (Yalan), = Saparbek Isakov - Tutamas |
| Tatarca | TNV - Tatar tarixı |
| Karakalpakça | Nargiza -Sensiz |
| Nogayca | Nogay Orda |
| Yakutça | SakaTV |
| Tuvince | Tuva Şamanları |
| Çuvaşça | Bir çuvaş çocuk Amarelis çiçeğini tanıtıyor |
- Türk dillerinin konuşulduğu bölgelerin haritası (İngilizce)
- Ernst Kausen, Türkçe, Moğolca ve Tunguzcanın sınflandırmaları (Almanca)
- Ernst Kausen, Türk dillerinde ortak sözcuklerin karşılaştırması
- Türkçe dilleri ile ilgili bağlantılar (İngilizce)
- Türkçe dilleri ile ilgili bağlantılar (2) (İngilizce)
Tûtî-nâme Doğu edebiyatının hikaye türündeki en önemli eserlerinden birisidir. Sanskritçe aslı Sukasaptati`dir (Çakasaptati).
Bir papağanın ağzından birçok farklı yapıda çeşitli hikayeler yer alır kitapta. Özellikle kadın-erkek ilişkilerini konu alan hikayeler barındıran eserde, birçok hikaye birer nasihat niteliği de taşımaktadır. Bir çok edebi otoriteye göre Doğu edebiyatının hikaye alanındaki en önemli eserlerdendir.
Benzer Doğu klasikleri gibi, Tûtî-nâme’de bir çerçeve hikaye içinde kat kat yazılmış hikayeler barındırır. Tûtî-nâme’nin çerçeve hikayesi şöyledir:
Delidivane olduğu Mahışeker ile genç yaşta evlenen Said, babasının isteği üzerine tüccar olmuş genç bir adamdır. İyi kalpli Said bir gün pazarda gördüğü çok zeki bir kuş olan tûtîyi satın alır. Tûtî nasihatleriyle kısa zamanda Said’in işlerinin açılmasına olanak sağlar ve tüccarın maddi durumu iyileşir. Tek başına sıkılmasın diye bu erkek tutiye eş olarak bir dişi tuti satın alır.
Yine tutinin öğütleri nedeniyle deniz ticaretine atılmaya karar verir, sefere çıkmadan önce karısına herhangi bir iş yapacağı zaman mutlaka tutiye danışmasını öğütler. Bir zaman sonra, kocasının yokluğunda, Mahışeker bir genç adama aşık olur. Mahışeker gece aşık olduğu adamın yanına gitmeye karar verse de tutiye danışmak ister. Kendisini daha iyi anlar diye dişi tutiye derdini, arzunu açar fakat dişi tuti onu ağır bir dille kınar ve sinirlenen Mahışeker dişi tutiyi yere atıp öldürür. Sinirli ve üzgün olduğu için sevdiğine gitmekten de o gecelik vazgeçer. Ertesi gece yine aynı arzu ile sevgilisine gitmek isteyince erkek tutiye danışmak ister. Tuti onu anlıyor ve haklı görüyor gibi davranıp onu oylamak için çeşitli öğütler veren hikayeler anlatır. Mahışeker her gece aşkına gitmeye karar verse de tutiye danışmadan edemez ve tuti her gece ona öyle heyecanlı ve sürükleyici hikayeler anlatır ki Mahışeker tüm gece boyunca hikaye dinler, evden çıkıp aşkına gidemez. Uzun bir süre böyle devam eder ve Mahışeker bir kez olsun aşık olduğu adama gidemeden Said seferden döner. Tuti olan biteni uygun bir dille Said’e anlatır, yumuşak kalpli Said karısını affeder ve tutiyi de mükafat olarak özgürlüğüne kavuşturur.
Eserin barındırdığı hikayeler büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Her şeyden önce hikayelerin çoğu belirli bir nasihat taşır ve ahlaki niteliğe sahiptir. Fabl tarzında hikayelerinin yanı sıra, günlük olayların konu edildiği herhangi bir olağanüstü öğe taşımayan basit hikayeler de mevcuttur. Eserin çarpıcı bir noktası da hem müstehcen sayılabilecek hikayeler hem de İslami motiflere sahip İslami tarzda hikayeler barındırmasıdır. Bunun en büyük nedeni eserin kökeninin İslami olmamasına rağmen sonradan yapılan tercümelerin Müslümanlar tarafından Müslüman okuyucular için yapılmış olmasıdır. Bu tercümeler ve düzenlemeler esnasında hiç kuşkusuz eserin daha önceden sahip olmadığı ayet, hadis ve İslam kültüründe yer etmiş çeşitli söz ve kıssalar hikayelere eklenmiş ve sonuç itibariyle hikayelerde yoğun bir şekilde kullanılmıştır.
İlk düzenli çeviri, 1330 yılında Şeyh Ziyâeddin Nahşebî tarafından yapılmıştır. Bu çeviri Farsça’dır. Bu çeviriden önce de çeşitli Farsça çevirileri olmuştur. Fakat bu önceki çeviriler fazla kaba ve yalın, ayrıca sanatsal değer taşımayacak nitelik ve tarzda olduğu için kabul edilen ilk düzenli ve düzgün çeviri Şeyh Ziyâeddin Nahşebî’nindir. Nahşebî eseri tercüme ederken, eseri gece olarak adlandırdığı 52 bölüme ayrıştırmıştır. Eserin aslı büyük bir ihtimalle 70-72 hikaye barındırmaktaydı. Ayrıca Nahşebî bu tercüme esnasında eserin ihtiva ettiği bazı hikayeleri değiştirmiş, bazılarını eserden çıkarmış ve esere bazı yeni hikayeler eklemiştir. Daha sonraları uzunca bir süre eserin bu tercümesi kullanılmış, fakat zaman içinde dilde meydana gelmiş değişim nedeniyle artık tercümenin dili yeni nesil tarafından tam olarak anlaşılamayınca Hint-Türk hükümdarı Ekber eserin yeni bir tercümesinin yapılmasını emretmiştir. Bu yeni tercümeyi Ebu’l-fazl bin Mübârek kaleme almıştır. Bu tercümeden bir sonraki çeviri ise Muhammed Kâdirî tarafından 17. yüzyılda yapılmış ve bu tercüme esnasında eser sadeleştirilerek bölüm sayısı 35′e düşürülmüştür. Bu tercüme beğenilmiş ve bu nüsha Türkçe, Hindce ve Bengal dili gibi çeşitli dillere çevrilmiştir.
Batı’da Tutiname 18.yüzyıl dolaylarında tanınmış ve çeşitli Avrupa dillerine çevrilmiştir.
16.yüzyılda Tutiname’nin Kanunî Sultan Süleyman adına bir Türkçe tercümesinin yapıldığı bilinmektedir; bunu bildiren birçok kaynak mevcuttur. Fakat bu tercümeyi kimin yaptığı belirsizdir, döndemden çeşitli Tutiname yazmaları kalmış olsa da mütercime dair hiçbir bilgi mevcut değildir. Abdulbaki Gölpınarlı Mevlâna Müzesi Yazmalar Kataloğu`nda tanıttığı bir Tutiname yazmasının Kanuni adına Eyyübî tarafından tercüme edilmiş olabileceğini öne söylemiştir. Dönemde birçok başarılı tercüme kaleme almış, Doğu edebiyatına vakıf olduğu bilinen Eyyübî’nin bu tercümeyi de yapmış olması mümkün olmakla beraber, bu konuda herhangi bir delil bulunmadığı için iddia belirsizliğini korumaktadır. 17.yüzyılda Tutiname’nin bir Türkçe tercümesi daha yapılmış ve bu Türkçe tercüme daha sonraları 19.yüzyılda yapılan baskılara kaynaklık teşkil etmiştir. Cahit Öztelli, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Kütüphanesi’nde bulunan bir Tutiname nüshasının çevirisinin 2.Osman’ın emriyle Atâyî tarafından yapıldığını belirtmiştir. 19. yüzyılda basılan nüshaların bir kısmında mütercim olarak Atâyî’nin adı geçmiştir. Ayrıca, Tutinamenin bu nüshasındaki manzumelerden biri 2. Osman döneminin ünlü şairlerinden olan (Nev’i zâde) Atâyî’nin Sohbetü’l-ebkâr mesnevisinin Fezâil-i Aşk bölümünden alınmıştır. Bu manzume 17. yüzyıldaki metnin neredeyse bütün nüshalarında mevcuttur ve Atâyî’nin mahlasını da içermektedir. Bu deliller ışığında Atâyî’nin Tutiname’yi mensur olarak tercüme ettiği kabul görmüştür. Bunun dışında, Tutiname’nin mütercimi olarak farklı kaynaklar farklı isimleri zikretmişse de, bu farklı isimlerin hiçbirinin gerçekten tercüme edip etmediğine dair bir delil mevcut değildir.
Eserin Türkçe nüshalarındaki bölümle nadir olarak mevcuttur. Her ne kadar bazı nüshalarda geceler görülse de, nüshaların çoğunda bölümleme yapılmamıştır. Nüshaların çoğu yaklaşık 50-78 arasında hikaye içermektedir. Ayrıca, Atayi tarafından yapıldığı kabul edilen 17. yüzyıl Türkçe çeviri, Muhammed Kadirî’nin metninden çevrildiği bilinmektedir.
Eserin günümüz Türkçe’sine çevrilmiş birçok baskısı bulunmaktadır.
J.Oestrup, Binbir Gece, İslâm Ans. C.11, s.618. Keşfü'z-Zünûn, İstanbul, 1943, C.11, s.1118; P.N. Boratav, Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği, Ankara, 1946, s.216; British Museum Ktb. OR. 11161 (İst. t. H. 944) Bknz. Nâil Bayraktar, British Library'da Doğu Yazmaları Bölümünde Bulunan Bazı Türkçe Kitaplar, Millî Kültür, S.43, Ankara, 1983, s.61.
Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlânâ Müzesi Yazmalar Kataloğu, C.II, Ankara, 1971, s.280, Krtl. No. 2256.
C. Öztelli, Tûtî-nâme için Son Araştırma, Sivas Folkloru, S.54, Temmuz, 1977. Tûtî-nâme, D.T.C.F. Ktb. M. Ozak II, No. 556, yk. 271 b; Bkz. S. Nüzhet Ergün, Türk Şairleri, C.II, İstanbul, 1935, s.547. Aşkdur cezbe-i Sübhan-ı vedûd/Aşkdur gevher-i deryâ-yı vücûd/Aşkdur cevher-i iksîr-i kemâl/Aşkdur lem’a-i hurşîd-i cemâl/Aşkdur şu’le-i bezm-i âlem/Aşk ile geldi vücûda âdem/Aşkdur silsile-cünbân-ı Hudâ/Aşka dil-beste olur şâh u gedâ/Aşkile dinle Atâyî sözini/Bildirir âdeme kendü özini/Dikkat ile dahi cânâneye bak/Sabak-ı mihr ü vefâdur bu varak. - Tûtî-nâme (taşbaskı) tarihsiz, (Kâmilü’l-kelâm ile birlikte basılan) s.131. D.T.C.F. Kütüphanesi, M. Ozak II, No.556. Gece bölümleri bulunur, bölümlerin başlıkları Farsça’dır ve toplam 26 gece içerir. Millet Ktb. Ali Emirî, Rm. 168; de 28 geceliktir. Yazmada 78 hikaye vardır. TDK Yaz. A. 486 da 28 geceliktir. Bu yazmada da 50 hikaye vardır. J.Oestrup, a.g.y.
Search BlogAboutThis is the about text |
Categories
|
|||
